Türkiye’de partilerin seçmenlerle ilişkisi; birinci derece menfaate göre ayarlıdır.

İkinci düzeyde; Türk seçmene olan ilişkisi hem menfaate hem milliyetçi duygulara ayarlı.

Batı ülkelerinde partilerin en önemli düsturu  seçmenin hem kalbine hem zihnine hitap etme ve kazanma olduğunu düşünürsek böyle bir gelenek Türkiye’de hiç olmadı.  Bu bağlamda Türkiye’de seçmen-parti ilişkisinin menfaat üzerinden yürüyor oluşu makarnaya, kömüre oy vermesi çok anlaşılır bir şey. Onun 1946 dan beri oluşan bu menfaat kültürü günümüzde özellikle içinde bulunduğumuz çok şiddetli kriz döneminde daha da katmerleşerek devam ediyor. Bunun için İktidarın devlet eliyle ucuz hıyar, domates karşılığında eski seçmenini arkasında tutabileceğine dair kanının hala mümkün olabileceğini düşünmek çokta anlaşılmaz sayılmaz.

Seçmen ve parti ilişkilerinin başka önemli bir tarafı da Kürt seçmenlerle Türk partilerinin arasındaki ilişkidir.  Türkiye’de (Kürt ağırlıklı Partiler hariç) tüm partilerin Kürt seçmenin bırakın kalbini, zihnini kazanmayı, menfaatle oy toplama ilişkisini bile sürdürememiş. Çünkü tüm Cumhuriyet tarihi süreci içinde temel bakış açısı, Kürdlerin “vahşi”, “geri”, “dağlı”, “terörist”, “dinci”, “Türk düşmanı”, “terörist”, “dış güçlerin maşası” gibi sıfatları içermektedir. Dolayısıyla bu sıfatlara layik görülen insanlara makarna, kömür bile fazla görülür. Türk partilerin devlet geleneği üzerinden öğrendikleri en iyi şey Kürd’ü Kürd’e kırdırmak. Bunu uzun bir süre gayet iyi bir şekilde becerdiler de. Ama son yıllarda artık bu kırdırmanın kapıları da yavaş yavaş kapandı ya da kapanıyor. Geriye sadece tüm tarih boyu yaptıkları zorla kırma kaldı. Zorla kırdırma tek başına son çıplak gerçek olunca Kürdler de bu yalın gerçeği devrimci bir şekilde algılayıp ona göre hareket etmeyi öğrendiler öğrenecekler.

Dün Selahattin Demirtaş’ın AKP’nin HDP’ye iyi davranması gerekir, çünkü AKP’nin dolayısıyla RTE’nin kaderi HDP’nin elinde olduğuna dair bir demecini sanırım herkes okumuştur. Aslında HDP 7 Haziran 2015’de tahtından indirilmişti, Ama Kürd düşmanlığı sayesinde Ergenekonculardan, CHP, MHP herkesi tekrar arkasına alarak onların sayesinde indirildiği tahtına bu sefer, kendisini adeta çiviledi. Şu an içinde olduğumuz seçim süreci her ne kadar bir Yerel seçim olsa da, aslında HDP’nin 7 Haziran’da başardığını tekrarlanmak seçimi olacak. Bakalım CHP bu sefer yine AKP’yi kurtaracak mı?

CHP lideri Afrin Harekatında, milletvekillerinin dokunulmazlığında nasıl ki AKP’nin imdadına yetişti, geçenlerde de, faşistlerin kan emici türkücülerini onere etmekten geri kalmadığını bir kez daha hangi zihniyette olduğunu teslim etti. Hem de HDP AKP-MHP gerici faşist iktidarının geriletilmesi, CHP’nin kazanması uğruna bir çok büyük ilde adaylık koymayarak destek sunsa da! Akıllanır mı derseniz bence akıllanmaz, çünkü CHP’nin mayası devlettir, halk değil, hele ezilen sömürülen halklar asla!

Cemaletin Efe

efecemalettin@hotmail.com

Büyükada, 26 Şubat 2019